10 Kasım 2013 Pazar

Reply 1994 diyorum, hiç bitmese diyorum!

Reply 1997’yi (Evet, bin dokuz yüz doksan yedi okuyorum, kim uğraşacak şimdi nineteen bilmem ne bilmem ne diye, biliyorum sen de öyle okuyorsun hiç oradan artizlik yapma!) severek, beğenerek, bağır çağır gülerek izledikten sonra ikinci sezon Reply 1994’te beklentim tavana çıkmıştı elbet. Özellikle “90’lar gibisi yok yea! 90’larda çocuk olmak acayipti arkadaş! Ama biz 90’larda… hede hödö” diye 90’lı yılları böğrüne basan bi’ tip olduğum için yine olmaktan korktuğum yerde, kdramada buldum kendimi.


Bu hafta azıcık biriksin de öyle başlarım dediğim Reply 1994’e siftah yapayım derken 7 bölümü bi’ pinçikte izledim bitti. Çok eğlendim arkadaş! 94 yılında Güney Kore’de ne olmuş ne bitmiş bilmiyoruz, bahsi geçen ünlü isimler, yaşanan önemli olaylar bize “çok da fifi” geliyor; bu yüzden yıpranmaya gerek yok, izlerken camış gibi gülüyor musun? Gülüyorsun!


Dramanın konusu farklı gibi dursa da karakterler ve olayların geliştiği yön açısından hemen hemen Reply 1997 ile aynı. Yine altı kişilik arkadaş grubu, iki erkek arasında kalan esas kızımız, esas adamlardan birine aşık gay oğlan, diğer arkadaşlar arasında pörtleyen aşk, 2013 sahnelerinde esas kızımızın hangi erkekle evlendiğinin soru işareti olması falan fişman…  Konu hakkında bi’ fikri olmayanlar, “Ama nasıl da merak ettik acaba ayrıntılı öğrensek neymiş ki?” diyenler buradan aktarmayla Google’a geçiyorlar.

1997’deki anne-babanın burada yine ebeveyni oynamaları da şahane olmuş. Karakterlerle ilgili diyecek çok bi’ şeyim yok. Ama Çöp hakkında konuşacağım bak! Daha afişi ilk gördüğümde “Kimdi bu yea? Du’ bak… Haa şey bu… Cinderella Man’deki kıvırcık salak bu!” diye hatırlamıştım şapşalı. Neden hatırlıyorsam artık, akla gelecek bi’ tip de değil aslında da işte benim beyin gereksiz şeylere programlanmış ondan hep. “Cücüğe bak başrol kapmış da burada yine salak bi’ tipi oynuyor; zeka küpü tıp öğrencisi ama gel gör ki hayatı hep pislik, hep goy goy… “dedim. Dedim de sonra
olaylar gelişti. (Bundan sonra yazacaklarım fengörllük çerçevesinde ilerleyecektir, bilginize.)

Lakabı “Çöp” olan esas oğlanımız 4. bölüm itibariyle kalbime bizonların tepişmesine sebep oldu. Bütün pisliği, osuruklu şakları, andavallığı, aynştayn zekası, düşünceli halleri, karın kasları, koca adamı 5 yaşındaki çocuğa dönüştüren gülümsemesiyle ideal erkeği gördüm ben hanım! Klasik kusursuz, parfüm kokan kdrama erkeğinden bi’ uzay yolu farklı olmasına rağmen benim gözümde 1 numaralı kdrama namcası oldu, takip listesine ekledim salağı. (Salak ama kalpli salak, sevgi sözcüğü olarak salak )



Sonuç olarak yine keşke hiç bitmese dediğim ama 13 bölüm sonra bitecek bi’ kdrama buldum kendime. Hep daha da kdrama izlemem diyorum; yine gidip güzelli, komikli bi’ tane yapıyorsunuz Güney Kore eğlence sektörü insanları! Çok hovardasınız yine!


NOT: Na Jung “Oppa yaa!” dedikçe gözlük kabıyla ağzına ağzına çakasım geliyor! Bi’ sus be kızım be, bi’ git o saçları tara be!

29 Ekim 2013 Salı

Hair wrap bizim işimiz!

Aylarca sacıma hair wrap yaptıracağım diye rastacı aradım, internetten mailler attım, sağa sola haber saldım. Bi’ tanesi de çıkıp: “Gel hadi, gel öreyim şu saçını renkli renkli ipliklerle boncuklarla süsleyeyim, gel tamam ağlama!” demedi. Ben hayatımı anlamsız, antin kuntin işlere adamış insanım, yıldırır mı bunlar beni?! Gittim araştırdım, öğrendim arkadaş! Sonuç olarak biz ergenliğimizde sabunla saçımıza rasta yapmış, koli kalemleriyle saç boyamış bir nesiliz, iki iplikten mi korkacağız?! Oturdum kendi wrap rastamı kendim yaptım, çok da güzel yaptım!

Hatta şimdi diyorum ki bunu az daha geliştirsem, yaysam millete, tanesini 20 liradan yapsam. Önce 20 ile başlar sonradan boncuk sayısına göre 30-35 falan derken yürürüm, giderim… Olur yani bu iş neden olmasın?! Bi’ bakmışın hair wrap dükkan zincirimi kurmuşum falan… Gülme bence, parayı bulunca o gevrek gevrek gülen yüzüne milyon dolarlarımla vururum bak!  :v

12 Ekim 2013 Cumartesi

G Dragon’u getirin bana!

Şimdi öncelikle belirteyim G Dragon’un ağzını burnunu kırdığım, saçını çekip tükürüp kaçtığım bi’ yazı bu. O yüzden sevenleri hiç okumasın! Okuyan da gelip bık bık etmesin! Ben bu çocuğu hiç sevmiyorum arkadaş, o kadar sevmiyorum ki sevmediğimi özel olarak belirttiğim bi’ yazı yazıyorum, düşün o derece. Nereden başlasam bilmiyorum; girdiği her tipi, yaptığı her anlamsız saç şeklini, ağzını yüzünü çemçükleştirerek çektirdiği fotoların hepsini ayrı ayrı itici bulup; asiyim, oh çok çılgınım, heyoo party time! temalı videolarının tümünü lanetliyorum!


Menajeri, arkadaşları yakın çevresi sizinde yatacak yeriniz yok! Yahu hiç mi sevmiyorsunuz şu çocuğu bi’ uyarmıyorsunuz! Biri de çıkıp demiyor ki “ Nabıyon arkadaş sen yea? İbişe dönmüşün halen neyin saçındasın, neyin asiliğindesin? Ayrıca yapışkanlı dövme mi o kolundaki Allah belanı…” Tamam, anlıyorum bu k-pop zımbırtısında böyle şeyler mübah ama bununki çok özenti duruyor be arkadaş! Beceremiyor bu, alın şunu pistten! G Dragon benim için Mazlum! Onu bana getirin!

Her yerde karşıma çıktığı için dayanamadım artık, bi’ çemkireyim dedim. Biri tedavisini üstlensin şu çocuğun, el birliğiyle ergenlikten çıkmasına yardım edelim. Gerekirse alıp bi’ dericinin yanına çırak diye verelim meslek öğrensin, olmadı askere gönderelim orada komutanlara ağzını çemçük yapsın bol bol dayak yesin. Baktık hiç olmuyor gönderelim bi’ köye orada tarla biçsin, koyun gütsün bi’ işe yarasın.